İşe İade Davası Nedir? Şartları, Süresi, Uygulaması ve Örnek Dava Dilekçesi
İşe İade Davası Nedir? Şartları, Süresi ve Samsun Uygulaması
İşten çıkarılmak, çoğu zaman yalnızca bir sözleşmenin sona ermesi gibi algılansa da, işçi açısından bunun anlamı çok daha ağırdır. Gelirin kesilmesi, sosyal güvencenin kaybı ve geleceğe dair belirsizlik, işten çıkarılmanın pratik sonuçlarıdır. Türk İş Hukuku’nun işçiyi korumaya yönelik düzenlemeleri de tam olarak bu noktada devreye girmektedir. İşverenin fesih hakkı, hukuk düzeni tarafından tamamen ortadan kaldırılmamış; ancak bu hakkın keyfi biçimde kullanılmasının önüne geçilmiştir. Bu çerçevede geliştirilen iş güvencesi sistemi, belirli şartları taşıyan işçilere feshe karşı korunma ve işe iade davası açma imkânı tanımaktadır.
Uygulamada en sık karşılaşılan işçilik uyuşmazlıklarından biri olan işe iade davaları, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ila 21. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Özellikle Samsun’da işe iade davası açmayı düşünen işçiler bakımından, bu davaların sıkı süreler ve usul kuralları içerdiği unutulmamalıdır. Aksi hâlde, haklı bir fesih itirazı dahi süresinde yapılmadığı için tamamen sonuçsuz kalabilmektedir. Bu yazıda işe iade davası; yalnızca teorik tanımlar üzerinden değil, uygulamada karşılaşılan durumlar da dikkate alınarak, herkesin anlayabileceği bir dille ele alınmaktadır.
İşe İade Davası Nedir?
İşe iade davası, iş güvencesi kapsamında çalışan bir işçinin, iş sözleşmesinin geçerli bir nedene dayanmaksızın işveren tarafından feshedildiğini ileri sürerek açtığı davadır. Bu davanın amacı, yapılan feshin hukuka uygun olup olmadığının mahkeme tarafından denetlenmesidir.
Uygulamada birçok işçi, işe iade davası açılması hâlinde otomatik olarak eski işine döneceğini düşünmektedir. Oysa hukuki süreç bu kadar basit değildir. Mahkeme öncelikle feshin geçerli olup olmadığını değerlendirir. Fesih geçersiz bulunursa, işverenin işçiyi işe başlatma yükümlülüğü doğar. İşveren bu yükümlülüğü yerine getirmezse, işçiye işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ödenmesi gündeme gelir.
İş Güvencesi Kavramı ve Önemi
İş güvencesi, işçinin keyfi ve nedensiz fesihlere karşı korunmasını amaçlayan hukuki bir mekanizmadır. İşçi ile işveren arasındaki ekonomik güç dengesizliği dikkate alındığında, bu korumanın neden gerekli olduğu daha net anlaşılmaktadır.
İş güvencesi sistemi, işverene fesih hakkını tamamen yasaklamaz. Ancak işverene açık bir sınır çizer: Fesih, ancak geçerli bir nedene dayanıyorsa ve kanunda öngörülen usule uygun şekilde yapılmışsa hukuka uygundur. Aksi hâlde işçi, işe iade davası yoluyla bu feshi yargı denetimine taşıyabilir.
Feshin Son Çare Olması İlkesi
İş Hukuku uygulamasında büyük önem taşıyan ancak çoğu zaman göz ardı edilen ilkelerden biri feshin son çare olması ilkesidir. Bu ilkeye göre işveren, iş sözleşmesini sona erdirmeden önce iş ilişkisinin devamını sağlayabilecek daha hafif önlemleri değerlendirmek zorundadır.
Örneğin;
-İşçinin başka bir pozisyonda değerlendirilmesi,
- Eğitim verilerek performansının artırılması,
- Çalışma koşullarının uyarlanması
mümkünken doğrudan fesih yoluna gidilmesi, çoğu durumda yapılan feshin geçersiz sayılmasına yol açmaktadır. Uygulamada birçok işe iade davası, tam da bu ilkenin ihlal edilmesi nedeniyle işçi lehine sonuçlanmaktadır.
İşe İade Davası Açma Şartları
Her işten çıkarılan işçinin işe iade davası açabileceği düşüncesi doğru değildir. Kanun, bu davanın açılabilmesi için belirli şartların birlikte gerçekleşmesini aramaktadır.
İşyerinde En Az Otuz İşçi Çalışması
İşçinin çalıştığı işyerinde, işverenin aynı işkolundaki tüm işyerleri birlikte değerlendirilerek en az 30 işçi çalışıyor olmalıdır. Bu hesaplamada tam zamanlı, yarı zamanlı, belirli veya belirsiz süreli çalışanlar dikkate alınır. Çırak ve stajyerler bu sayıya dahil edilmez.
En Az Altı Aylık Kıdem Şartı
İşçinin aynı işverene bağlı olarak en az altı aylık kıdeme sahip olması gerekir. Kıdem hesabında, işçinin fiilen işe başladığı tarih esas alınır. Aynı işverene ait farklı işyerlerinde geçen süreler birleştirilir.
Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi
İşe iade davası yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmeleri bakımından mümkündür. Belirli süreli iş sözleşmeleri, kural olarak iş güvencesi hükümleri dışında bırakılmıştır.
Feshin İşveren Tarafından Yapılması
İşçinin kendi isteğiyle işten ayrılması (istifa) veya işçinin haklı nedenle fesih yapması hâlinde işe iade davası açılamaz. Fesih işleminin mutlaka işveren iradesiyle gerçekleştirilmiş olması gerekir.
İşveren Vekili Olmamak
İşyerinin veya işletmenin bütününü sevk ve idare eden, işe alma ve işten çıkarma yetkisine sahip işveren vekilleri iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.
Zorunlu Arabuluculuk Süreci
İşe iade davalarında en kritik aşamalardan biri zorunlu arabuluculuk sürecidir. İşçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır.
Bu sürenin kaçırılması hâlinde, fesih açıkça haksız olsa dahi dava açma hakkı tamamen ortadan kalkar. Arabuluculuk süreci anlaşamama ile sonuçlanırsa, işçi bu kez iki hafta içinde işe iade davasını açmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır.
İşe İade Davasında Yargılama Süreci ve Mahkeme
İşe iade davaları, niteliği gereği hızlı sonuçlanması gereken davalardır. Bu nedenle basit yargılama usulüne tabidir. Görevli mahkeme İş Mahkemesi olup, İş Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri İş Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.Yetkili mahkeme ise arabuluculuk başvurusunun yapıldığı yer mahkemesidir. Samsun’da işe iade davası açılacaksa, Samsun Arabuluculuk Bürosu’nun yetki alanındaki mahkeme yetkili olacaktır.
İşe Başlatmama Tazminatı ve Boşta Geçen Süre Ücreti
Mahkeme tarafından feshin geçersizliğine karar verilmesi hâlinde, işçinin hemen fiilen işe başlayacağını düşünmek çoğu zaman yanıltıcıdır. İşçi, kararın kesinleşmesinden sonra 10 iş günü içinde işverene başvurmak zorundadır.
İşveren, bu başvuruya rağmen işçiyi işe başlatmazsa;
- En az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı,
- En fazla dört aylık boşta geçen süre ücreti
ödemekle yükümlü olur. Bu yaptırımlar, iş güvencesi sisteminin en önemli güvencelerindendir.
İşe İade Davası Kazanıldıktan Sonra Süreç
Uygulamada en çok hak kaybı yaşanan aşama, işe iade davasının kazanılmasından sonraki süreçtir. Mahkemece işe iade kararı verilmiş olması tek başına yeterli değildir. Kararın kesinleşmesinden sonra işçinin 10 iş günü içinde işverene yazılı başvuruda bulunması gerekir. Bu başvuru yapılmadığı takdirde, işçi davayı kazanmış olsa dahi tüm sonuçlarıyla birlikte hakkını kaybedebilir. İşveren, başvuruya rağmen işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi hâlde işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti kesin olarak doğar.
Samsun’da İşe İade Davası Açarken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Uygulamada görüldüğü üzere, işe iade davalarında kaybedilen dosyaların önemli bir bölümü davanın esasından değil, usule ilişkin hatalardan kaynaklanmaktadır. Sürelerin kaçırılması, yanlış mahkemede dava açılması veya taleplerin eksik belirtilmesi bu hataların başında gelmektedir.Bu nedenle Samsun’da işe iade davası açmayı düşünen işçilerin, süreci baştan sona bir Samsun iş hukuku avukatı eşliğinde yürütmesi, telafisi mümkün olmayan hak kayıplarını önleyecektir.
Örnek İşe İade Dava Dilekçesi
SAMSUN NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE
ADLİ YARDIM TALEPLİDİR
DAVACI : Davacı İşçi (Kimlik ve adres bilgileri )
VEKİLİ : Av. Ali Bedirhan Şentürk
DAVALI : Davalı Şirket
KONU : Fazlaya ilişkin ve sonradan ortaya çıkabilecek her türlü haklarımız saklı kalmak kaydıyla; feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve diğer yasal hakların ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi talebidir.
- ADLİ YARDIM TALEBİMİZ
Davacı işçinin iş sözleşmesi davalı işveren tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde feshedilmiştir. Davacı işçi, fesih sonrası geçimini sağlayacak bir gelirden yoksun olup yargılama giderlerini karşılama gücü bulunmamaktadır.Bu nedenle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334 ve devamı maddeleri uyarınca davacı lehine adli yardımdan yararlandırılmasına karar verilmesi talep olunur.
- DAVAYA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
- Davacı işçi, davalı işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmakta iken iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilmiştir. Davacı, iş güvencesi kapsamında olup işe iade davası açma şartlarını taşımaktadır.
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmış, taraflar arasında anlaşma sağlanamamıştır.
- Davacı işçi, fesih tarihinde yasal olarak koruma altında bulunduğu bir dönemde işten çıkarılmıştır. Bu durum 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili hükümlerine açıkça aykırıdır.
- İşveren tarafından yapılan fesih bildirimi usule ve yasaya uygun değildir. Fesih sebebi açık, kesin ve somut şekilde ortaya konulmamış; savunma alma yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. Bu haliyle fesih geçersizdir. (FESHİN GEÇERSİZ OLDUĞUNA İLİŞKİN SOMUT OLAYA UYGUN SEBEPLER YAZILACAKTIR)
- İşveren, iş hukukunun temel ilkelerinden biri olan feshin son çare olması ilkesini ihlal etmiştir. Davacının iş sözleşmesinin devamı mümkünken fesih yoluna başvurulmuştur.
- Açıklanan nedenlerle feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesi zorunluluğu doğmuştur.
HUKUKİ NEDENLER: 4857 sayılı İş Kanunu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK ve ilgili sair mevzuat.
SÜBUT DELİLLERİ: Arabuluculuk son tutanağı, SGK kayıtları (celp yoluyla), İşe giriş ve çıkış belgeleri, Tanık beyanları, Bilirkişi incelemesi, Yemin, Banka Dökümleri, Her türlü yasal delil
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine,
- Davalı işverenin davacıyı süresi içinde işe başlatmaması halinde, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca işe başlatmama tazminatına hükmedilmesine,
- Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süre için boşta geçen süre ücretinin ödenmesi gerektiğinin tespitine,
- Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederim.
Davacı Vekili
Av. Ali Bedirhan Şentürk